04/05/2026 Tarihli ATAMA YÖNETMELİĞİNE dair konulu köşe yazımı sizlerle paylaşıyorum. BİR TEŞEKKÜR, BİR SİTEM28 Nisan tarihinde yayımlanan Resmî Gazete’de; İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinde Değişiklik, önemli bir düzenlemeyi beraberinde getirmiştir.Yapılan değişiklikle; şehit yakını, vazife malulü, harp malulü gazi ve gazi yakını olan personelin, belirli şartlar dâhilinde garnizon hizmet süresi kısıtlamasına tabi tutulmaması ve iki defaya mahsus olmak üzere istedikleri garnizona atanabilme hakkı tanınmıştır. Bu yönüyle düzenlemeyi, yıllardır beklenen bir hakkın teslimi olarak görüyor; emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.Ancak…Bu düzenleme, ne yazık ki camianın tamamını kapsayan adil bir yaklaşım ortaya koymamaktadır. Yıllardır dile getirilen bir gerçek vardır: Türk Silahlı Kuvvetleri köklü tarihi büyük bir ailedir. Bu ailenin içerisinde er, uzman, astsubay, subay ve general; aynı vatan uğruna, aynı cephede, aynı riski alarak görev yapmaktadır. Çatışmada, operasyonda ve fedakârlıkta hiçbir ayrım yoktur. Ancak söz konusu hak, hukuk ve imkânlar olduğunda aynı eşitliği görememek düşündürücüdür.2013 yılında Gazi Haber’de köşe yazarlığı yaptığım dönemde “TSK’nın üvey evladı: Uzman Erbaşlar” başlığıyla bu adaletsizliğe dikkat çekmiştim. Aradan geçen yıllara rağmen benzer ayrımların yeniden karşımıza çıkması, üzüntü verici bir tabloyu ortaya koymaktadır.Bir uzman çavuş gazisi olarak sormadan edemiyorum:Yıllardır vatan savunmasında en ön safta görev yapan uzman çavuşlar; kadro beklentisi, emeklilikte daha insani bir maaş düzenlemesi ve özlük haklarında iyileştirme beklerken, onlara bir atama hakkını dahi çok görmek kamu vicdanında nasıl karşılık bulacaktır?Bir şehidin ya da gazinin iki evladı olduğunu düşünelim. Bu evlatlardan biri uzman çavuş, diğeri astsubay olarak görev yapmaktadır. Bu düzenleme kapsamında astsubay olan evlat, ailesinin bulunduğu garnizona atanabilmekte; ancak aynı ailenin diğer evladı olan uzman çavuş bu haktan yararlanamamaktadır.Aynı anne ve babanın evlatları arasında böyle bir fark oluşturmak, vicdan duygusunu yaralamaz mı?Ayrıca dikkat çeken bir diğer husus ise şudur: Yapılan düzenlemede şehit kardeşlerine atama hakkı tanınırken, gazilerimize aynı hakkın verilmemiş olması önemli bir eksikliktir. Oysa bu konuda örnek bir uygulama hâlihazırda Emniyet Genel Müdürlüğünde yıllardır yürürlüktedir. Söz konusu uygulamada şehit ve gazi yakınları arasında hiçbir ayrım yapılmaksızın, tanınan haklar eşit şekilde uygulanmaktadır. Şehit kardeşine verilen bir hakkın, gazi kardeşine de aynı şekilde tanınması devlet geleneğimizin ve hakkaniyet anlayışımızın bir gereğidir. Bu nedenle mevcut düzenlemede ortaya çıkan bu farklılığın giderilmesi; hem kurumlar arası uygulama birliğinin sağlanması hem de adalet duygusunun zedelenmemesi adına büyük önem taşımaktadır.Bir gazi olarak şunu özellikle ifade etmek isterim: Devletimizin bizlere sunduğu onur ve haklar başımızın üstündedir. Ancak birlikte omuz omuza görev yaptığımız uzman erbaşların özlük haklarındaki her eksiklik, silah arkadaşlığı hukukunda açılmış bir yaradır. Onların atama haklarından emeklilik koşullarına, mesleki güvencelerinden sosyal haklarına kadar bekleyen her düzenleme; yalnızca idari bir konu değil, sahadaki adaletin karşılığıdır.Yapılan düzenleme kıymetlidir, ancak bu haliyle eksiktir. Toplumdan ve sahadan gelen bu haklı beklentilerin dikkate alınarak, uzman erbaşların da dâhil edildiği daha kapsayıcı bir düzenleme yapılması en büyük temennimizdir.Çünkü adalet, ancak herkesi kapsadığında gerçek anlamını bulur.Takdiri; aziz milletimizin ve kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.Abdullah GAZİOĞLU04/05/2026İlgili Resmi Gazete linki ektedir
BİR TEŞEKKÜR BİR SİTEM
|
