RAPOR DEĞİL, NİYET BEYANI

|

Türkiye, 2024 yılı itibarıyla terörle mücadelede yeni bir sürecin kapısını aralamıştır. Bu süreç; kabul edilen, tartışılan ve reddedilen yönleriyle farklı aşamalardan geçerek bugünlere gelmiştir. Terör sorununun tamamen ortadan kaldırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir komisyon kurulmuş, Meclis çatısı altında farklı görüşler dinlenmiş ve resmi tutanaklara geçirilmiştir.Ancak tüm bu süreç işletilirken, Şehit yakınları ve Gaziler her zaman olduğu gibi vakur duruşunu korumuş; devletine güvenmiş, milletine sadakat göstermiş fakat terör örgütlerine asla itimat etmemiştir. Bu duruş, acının içinden süzülmüş bir sağduyunun ve tecrübenin sonucudur.Komisyona üye veren siyasi partiler raporlarını hazırlayarak ilgili mercilere sunmaya başlamıştır. Bu noktada özellikle DEM Parti tarafından hazırlanan rapor, içeriği ve yaklaşımı itibarıyla ciddi endişeleri beraberinde getirmiştir.Bizler yüzyıllardır, hatta bin yılldır süregelen bir kardeşlikten söz ederiz. Aynı sofrayı paylaşmış, kız alıp kız vermiş, etle tırnak gibi kaynaşmış bir milletiz. Devletimiz de tüm kurumlarıyla bu birlikteliği güçlendirmek, araya ekilmek istenen nifak tohumlarını kurutmak için büyük bir çaba sarf etmektedir.Ne var ki gelinen noktada söz konusu siyasi parti, devletin uzattığı eli görmezden gelmekte; demokrasi söylemi altında gerçek niyetini açıkça ortaya koymaktadır. Eğer amaç gerçekten terörü bitirmekse, dile getirilen taleplerin ve raporda yer alan başlıkların neyi hedeflediği sorgulanmak zorundadır.Açıkça görülmektedir ki; silahla başaramadıklarını, terör eylemleriyle gerçekleştiremediklerini, masumları hedef alarak ulaşamadıkları hedefleri bu kez raporlar aracılığıyla toplumun gündemine taşımaya çalışmaktadırlar. Amaç; bu konuları milletin hafızasına yerleştirmek, sıradanlaştırmak ve günlük siyasi malzeme hâline getirmektir.Bugün Doğu ve Güneydoğu’da eylem yapamaz hâle gelen terör unsurları, “silahlar sustu ama sözde bağımsızlık ateşi yanıyor” söylemiyle fikir yayma çabası içindedir. Oysa Şehit yakınları ve Gaziler, terörün bitmesini en çok isteyen kesimdir. Başka ocaklara ateş düşmesin, analar ağlamasın, çocuklar babasız kalmasın diye bu mücadeleyi verenler bizleriz.Buna rağmen bir siyasi parti hâlâ terör örgütünün diliyle konuşuyor, Kandil’de dile getirilen ifadeleri Ankara’da siyaset zeminine taşıyorsa, bu sürecin tehlikeli bir boyuta evrileceği açıktır. Bugün Ankara’da konuşulanların, yarın Brüksel’de farklı taleplerle gündeme getirilmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.DEM Parti raporunda;“Kürt sorunu” adı altında yeni bir tanımlama yapılmakta,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması talep edilmekte,“Barış eğitimi” adı altında çok dilli eğitim savunulmakta,Koruculuk sisteminin kaldırılması gündeme getirilmekte,Anıtlar, müzeler, hafıza mekânları ve mezar yerleri üzerinden yeni bir kimlik inşasına zemin hazırlanmak istenmektedir.Yerel yönetimler başlığı altında ise kayyım uygulamaları hedef alınmakta, eşbaşkanlık sistemi savunulmakta, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı referans gösterilerek anayasal tartışmaların önü açılmaktadır. Bu yaklaşım, açıkça yeni bir ulus yaratma gayretidir.Raporun önsözünde devletin bu sürece “mecbur kaldığı” iddia edilmekte; enerji, maden, NATO ve Suriye başlıkları üzerinden Türkiye’nin zorunlu bir yaklaşım içinde olduğu ileri sürülmektedir. Hâlâ kardeşliğin, barışın ve birlikteliğin devlet eliyle güçlendirildiği gerçeği görülmek istenmemektedir. Burada devleti önceleyen değil, kendini merkeze alan bir anlayış söz konusudur.Cumhuriyetin ilk yıllarına yönelik çarpıtılmış tarih anlatılarıyla algı oluşturulmaya çalışılmakta; asimilasyon iddiaları üzerinden milletin ortak hafızası hedef alınmaktadır. Oysa gerçekler ortadadır. Bu topraklarda bir arada yaşama iradesi, milletin kendisinden doğmuştur.Özetle ifade etmek gerekirse; bu rapor ne Şehitlerimizin aziz hatırasını ne de Gazilerimizin fedakârlığını temsil etmektedir. Bu anlayış, bizim durduğumuz yerin çok gerisindedir. Devletin uzattığı eli tutmayanlara, milletin sabrının da bir sınırı olduğunu bir kez daha hatırlatmak isterim.Çağrımız nettir:Zaman ayrışma değil, kardeşlik ve birlik zamanıdır. Gelin uzatılan eli tutun.Gazi Abdullah GAZİOĞLU